Yoga

Kökler Hıdırellez’le buluşuyor

 

Eskiden, köklenme ve kök salma kavramlarını insanda çaresiz bir hal hissettiren bir yerlere saplanıp kalmak olarak görürdüm. Hatta buna bağlı olarak ‘bir yere ait olmama’ fikri hoşuma giderdi. Var olduğun yeri yaşatmak, yeşertmek; olduğun yerde seni sen yapan alışkanlıkları devam ettirebilmek, oraya taşımak ya da tazelemek fikri sonradan yerleşti. Bunda taşınmalarınım, yurtdışı gezilerimin ya da bir yerde uzun süre kalmak zorunda olma durumlarının katkısı yüksektir.

Son yıllarda da yoga ile gündemimde oldu bu kavram; kök çakranın gücü, hayatımızdaki, adım atışımızdaki anlamı ve yoga pratiklerindeki yeri. Bugünlerde ise Yin Yoga eğitimlerinde bolca konuşuyoruz.

Taşındığım, vardığım, bir süre bulunmam gereken yerlerde önce birkaç eşya bırakarak ya da ortamın etkisini tarayıp tanımlayarak bağ kurmaya başladım. Hatta orda yaşamaya başladıysam yeni bir bitki çiçek dikmek, onun yaşamasını ya da tutunamayışını izlemek bir dostumdan edindiğim bir alışkanlıktır. İşte bu sonradan fark ettiğim, içlerden gelen dürtü köklenme ihtiyacı, isteğiydi.

Korona günlerinin büyük bölümünü muhteşem bir vadide, heybetli Geyiksivrisi dağı yamacında, ilk bahar esintileriyle, küçük bir bungalovda geçirdim. İlk günler eşyalarımı yerleştirip sessizce etrafa bakındım durdum. Bitkileri suladım, mekanın birçok köşesinde zaman geçirdim. Güneşin doğuşunu ve batışını farklı yerlerden izledim. Yoga derslerime devam edip sadece öğrencilerimle sohbet ettim, meditasyon yaptım. Yürüyüşlerde etrafımdaki ağaçları tanımladım, tomurcukların çiçeğe dönüşünü, derenin gündüz ve gecedeki sesini dinledim. Penceremin önündeki kayısı ağacı çocukluğumu geçirdiğim bahçeye taşıdı beni, o ağacın üstündeki hayal dünyam ile bugünkü karşılaştı. Tüm bu muhteşemliğin içinde varlığım, kimliğim, sorularım…

Bu sabah tüm bu bağların ardından başka bir gün başladı; etrafta hiçbir şeyin yabancı olmadığı, uyandığım oda, günü geçirdiğim tüm bu alan içinde nerede olduğumu gördüm. Dün de mutluydum, bugün de ama fark ettiğim gün bugün oldu.

Bugün Hıdırellez; Hıdır ve İlyas’ı yeryüzünde kavuşturan, yeryüzünün berekete kavuştuğu, baharın coştuğu gün. Yüzyıllardır sahip olunan kültür yaşamaya devam edecek. Dilekler tutulacak, ateş yakılacak, farklı kültürlerde kutlamalar devam edecek. Köklenme kavramı üzerinde bu kadar kaldığım bugünlerde, böyle muhteşem bir gün yaşamanın tesadüf olmadığını düşünüyorum. Toprak uyanıyor, canlanıyor, kökler Hıdırellez’le buluşuyor.