Doğa Yazıları, Yoga

Geyikbayırı’nın eşsiz coğrafyasında inziva

Çocukluğumda, doğada yaşamanın getirdiği olanaklardan dolayı heybetli kayısı ağacımızın dallarına ya da bir portakal ağacı altına oturup uzunca etrafı izleme ve bir süreliğine yalnız kalma alışkanlığı edinmiştim. Geçen yıllar bunu yazmak, yolculuğa çıkmak, doğada uzun yürüyüşler yapmak olarak geliştirdi. Yaşam evreleri bu alışkanlığımın modelini değiştirdi ama bu his hiç kaybolmadı…

Yoga pratiğini hayatıma dahil ettiğim zamanlar, matın üstünde bir süreliğine kendime baktığım kendime en yakın hissettiğim anlardı. Zihnimden geçen birçok şeyi gerçek kılmak, bedenimin sınırlarını görmek her seferinde kendime bir nefes daha yaklaştığımı hissettirirdi.

 

Geyiksivrisi dağı

 

Son yıllarda ise hem yoga eğitimimi güçlendirmek hem de inziva etkisinde bir dönem yaşamak için yoga kamplarına katılmaya başladım. Kimisi bir dağın yamacında doğanın göbeğinde, kimisi daha önce hiç görmediğim bir yerde yapılan bu kampların en sevdiğim yanlarından biri de burada geçen günlerin son derece sakinlik ve sadelik içinde olması.

Son katıldığım yoga kamplarından biri, Likya Yolunun başlangıç noktası ve kaya tırmanışı sektörleriyle bilinen Geyikbayırı bölgesindeydi. Antalya şehir merkezine çok yakın olduğu için bolca ziyaret ettiğim bu bölgede bir hafta yoga kampına katılmak alanı bambaşka bir gözle görmemi sağladı.

 

The Land

 

Daha çok yoga inzivalarının yapıldığı ve Geyiksivrisi dağına karşı harika bir yoga stüdyosuna sahip The Land’deki kampımız; yoga pratikleri, nefes, meditasyon çalışmaları, alana geziler ve bolca kendimle kaldığım zamanlarla geçti.

Çadırımı nar ağaçlarının arasına kurup geceleri börtü böceğin, suyun sesini dinlemek ve kuş sesleri eşliğinde meditasyon çalışmaları yapmak muhteşem sabahlardı. Hafif bir kahvaltının ardından Geyiksivrisi dağına bakan bir manzarada saatler geçirip doğayı izledim. Alkolsüz, kafeinsiz, ekransız, hafif yemekli ve az kelimeli günler alışkanlık duygusundan sıyrılma ve bunu biraz daha yaşamıma dahil etme fırsatı sundu.

Yoğun pratikler ve herkesi bir araya getiren dünya mutfağından akşam yemeklerinin ardından biraz sohbet edip yıldızlar altında, gecenin karanlığına doğru dağıldık.

 

 

Dersimizin bir parçası olan farkındalık çalışması için dereye inerken sağanağa yakalanıp ıslanmayı fırsat bilerek yola devam ettik ve kendimizi bir gölette bulduk. Buz gibi suda yüzerken ılık yağmur damlalarıyla şifalandık ve bu an bana çocukken yağmurla ilk karşılaşmamı hatırlattı; hayatımın en muhteşem anlarındandı.

Geyikbayırı’nın eşsiz coğrafyasında; doğanın kalbinde uyuyup güne meditasyonla başlamak, yoğun pratiklerle bedeni çalıştırıp zihni dinlendirmek ve günlük alışkanlıklardan biraz daha farklı günler geçirmek bedenimi, ruhumu beslemeyen muhteşem günlerdi.