Doğa Yazıları

Kazdağları’nda kökten doğaya uzanış

Uzun yıllardır devam ettirdiğim yoga pratiğini bir adım öteye taşımak için yoga kamplarını araştırırken, ‘Devrim Akkaya ve Mey Elbi ile Kök Çakra Köklenme Şifa Kampı’ çıktı karşıma. Hem uzun zamandır üstünde düşündüğüm ‘köklenme’ kavramını tanıma hem de Kazdağları’nı ilk defa görme heyecanıyla bu programda yerimi almak istedim. Üstüne bir de gönüllü olarak asistanlık yapma fırsatı çıkınca plan benim için tam bir bal kaymak oldu…

‘Ey büyük yolculukların ürperten heyecanı

Okyanus dalgalarının sesleriyle dol bu ömre

Ölüme ve aşka kement atan serüvenlerle geçsin yaşamak’

Büyük bir heyecanla düşüyorum yola ve Balıkesir Akçay’dan Kazdağları’nın zeytin ağaçlarıyla sıralanmış yollarında ilerlerken bu şiir geliyor kulağıma.

Edremit Körfezinden uzanan bin bir pınarlı Kazdağları; yaşam kaynağı buz gibi çayları gölleri, endemik bitkileri, zeytin ağaçları, çam ve köknar ağaçları ile ülkenin en oksijenli bölgesi. Özel araç ya da taksiyle ulaşılan Hızır Kamp, Kazdağları Milli Park sınırında yer alıyor. İçinden buz gibi Zeytinli Çayı akan alan, özellikle yoga, meditasyon ve dans gruplarını ağırlıyor. Biz de kendi hikayemiz için sessizlikle var oluruz alanda…

Güneş doğmadan uyanıp yoga çalışmaları ile başlayan gün asırlık kavak ağaçlarının gölge ettiği buz gibi sularda yüzerek, vadi içinde yürüyüşler yaparak geçiyor. Bir taraftan köklenme, toprak çalışmaları ile bedeni tanımaya çalışırken bir taraftan da telefon dahil teknolojiye dair hiçbir şeyin olmadığı saf bir ortamda suyun sesi, vadiden akan rüzgarın uğultusunu dinleyerek geçiyor zaman.

Hızır Kamp’ın kendi bostanlarındaki ürünlerle yaptıkları yemekler, alandaki zeytin ağaçlarından elde ettikleri zeytin ve zeytinyağları, el yapımı şaraplar likörler ve neşeli çalışanları ile kamp ortamında sevgi dolu bir hava esiyor.

Kısacık sohbetler, uzunca kendi haline kalmalar, yoga pratikleri, meditasyonlar derken bir bakıyorum günler geçmiş; hayatım güzel bir boşluk içindeymişçesine.

Yıllardır ilk defa bir yoga kampına katılma hevesimin sebeplerini yaşayarak görüyorum. Kendi halime yaptığım çalışmalar, okumalar, dinlemeler beni zaten bu sürece taşımış. Hele bir de Devrim ve Mey’in doğaya, toprağa kattıkları yorumlar; yogaya ve yaşama sadelikle yaklaşmaları insanı bu ortama dahil ediyor.

Her yol, yeni bir yer, başka insanlar hep deneyim; Kazdağları’nda yaşadıklarım bir adım daha ileri gittiğim bir büyüme oluyor içimde.