Yurt Dışı Gezi Yazıları

Buenos Aires’te Başka Bir Güzellik Buldum

Hayatımın bir döneminde fena halde tangoya merak sarmış, bu hobinin profesyonel hale gelmesi için arayışlara başlamıştım. Hatta bir ara, tangonun başkenti Arjantin’e yerleşip tango hocası olan insanların hikayelerini okur olmuştum. Arjantin’in başkenti Buenos Aires’e ayak bastığımda ise bu heves çoktan geçmiş, tangonun bende esamesi kalmamıştı.

‘Güzel havalar’ anlamına gelen Buenos Aires beni bambaşka bir hava ile karşıladı. İspanyol sömürgesi yıllarından kalan, birçok Avrupa şehrinden aşina olduğumuz güzel mimarisi haricinde; sosyal alışkanlıklardan kültürel değerlere, insan ilişkilerinden yaşantı biçimlerine kadar birçok şeyi oldukça farklı buldum Buenos Aires’te.

 

Uçağımız gece indiği için havalimanında sabahlayarak başlayan, yol yordam sormak isteyip bir kelime bile İngilizce bilmeyen kişilere rastlamak ve eski bir trenin içinde harabe gibi mahallelerden geçerek şehir merkezine uzanan yolculuk epey bezdiriciydi… Ama böyle başlangıçların ardı hep çok güzel olur… Couchsurfing’ten tanıştığımız bir Arjantinlinin evine yerleşip kendimizi sokağa atınca Buenos Aires’in adına yakışır mis gibi bir hava esmeye başladı yüzüme. Kökünün derinliği boyumu aşan dev ağaçların yükseldiği, grafitilerle renklenmiş, ferah caddelerde yürürken kendimi kuş gibi hissetmeye başladım.

Cafe Tortani

Cafe Tortani

 

Şehrin ‘her şey bulunur caddesi’ Florida Caddesi’nde yürüyüş yapıp, 1858’den beri hizmet veren şehrin en eski kafesi Cafe Tortani’de kahve içerken resim müzesi gibi bezenmiş duvarları inceledim.

Florida Caddesi beni, 1810’da bağımsızlığın ilan edildiği yer olan Plaza del Mayo’ya (Mayıs Meydanı) doğru sürükledi ve burası pek anlamlı bir tesadüf oldu.

Plaza del Mayo

Plaza del Mayo

 

İstanbul’daki Cumartesi Anneleri gibi; darbe döneminde evlatlarını kaybeden Arjantin’in Perşembe Anneleri, her hafta saat 3’te bu meydanda toplanıp yürüyüş yapıyorlar. Ortak acılara destek olmak için yürüyüşe katılıp onlardan Türkiye’deki Cumartesi Anneleri’ne selam aldık.

Ateneo Kitapçısı

Ateneo Kitapçısı

 

Adım adım, içime sine sine sokakları, listemdeki noktaları gezip bir taraftan da insanların sosyal hallerini incelerken; metroda, parklarda, kafelerde; hemen hemen her yerde insanların kitap okumaya fırsat yarattıklarını gözlemlemeye başladım. Kısa bir araştırmayla Buenos Aires’in, dünyada kişi başına en fazla kitapçı düşen şehir olduğunu öğrendim ve bu bilgi beni hayatımda gördüğüm en muhteşem kitapçı olan Ateneo Kitapçısı ile tanıştırdı.

1050 kişilik tarihi bir opera binası olan, 1920’lerin sonunda sinema salonuna dönüştürülen ve 2000’lerde ise dünyanın önde gelen kitapçılarından biri olan Ateneo Kitapçısı; tavan freskleri ve dev sütunları ile muhteşem bir mimariye sahip. Şehrin birçok noktasında şubesi olan bu kitapçının en görkemlisi Santa Fe Caddesi’nde yer alıyor. Kitapçıya adım atmak tarihi bir boyuta geçmek gibi. Dev raflardaki kitapları incelemek, tiyatro sahnesini andıran kafesinde kahve içmek ve tavan fresklerine bakmak müthiş anlar.

Corrientas

Corrientas

 

Buenos Aires’te ikinci el kitapçılar da çok fazla. Yediden yetmişe herkes; konularına göre sinemaların sıralandığı, onlarca ikinci el kitapçıların ve şehrin en büyük tiyatro salonu Colon’un ve yer aldığı Corrientas Caddesi’nde zaman geçiriyor. Seyahatimin en uzun zamanını geçirdiğim bu kitapçılardan, o meşhur Anlar şiirinin yazarı (bu bilgi hala kesinleşmedi) Arjantinli yazar Jorge Luis Borges’in İspanyolca bir kitabını alarak en değerli anımı çantama atmış oldum.

Ellerinden kitap düşmeyen Arjantinliler yaşamları konusunda da epey ilgimi çekti. Zindelik sağladığı için yemeklerden sonra mutlaka Mate içiyorlar ve bu öyle bir alışkanlık ki, günlük hayatta herkes elinde mate kabı ve termosu ile geziyor. Sigara içen birilerini görmek çok çok zor, genç yaşlı herkesin bedeni pek sağlıklı görünüyor, caddede mekanlarda insanların yüzünde memnuniyet hali var.

NERELERİ GEZDİM?

Hırsızlık olaylarının çok fazla olması nedeniyle tek tedirginliğimin gasp edilme olduğu bu şehirde; güzel insanlarla karşılaşmam, yeni arkadaşlıklar edinmem, mis gibi hissettiren hava ve gezdiğim ilginç yerler ayaklarımı yerden kesen sebepler oldu.

Recoleta

Recoleta

 

Recoleta Mezarlığı: Bir mezarlığı adım adım gezeceğim hayatta aklıma gelmezdi. Eski Başkan Eva Peron gibi önemli siyasetçilerin ve ünlü kişilerin mezarlarının bulunduğu sanatsal bir mezarlık burası. 1822’de kurulan ve heykeltıraşların farklı tarz eserleri olan Recoleta’da 4 bin 500 civarı mezar var ve burası dünyadaki en güzel mezarlardan biri olarak gösteriliyor. Giriş ücretsiz, hemen yanında güzel çalışmaların sergilendiği kültür merkezi var.

Caminito

Caminito

 

Caminito: La Boca Mahallesi’nde yer alan Caminito; renkli evleri, salaş ve çingene esintisi ile gezmekten pek keyif aldığım bir yerdi. Arjantinli besteci Juan de Dios Filiberto’nun ünlü tangosu Caminito’yu burdan esinlenerek yarattığı söyleniyor. Tango müziklerinin yükseldiği sokaklarda resim yapan ve tango şovu sergileyen çiftleri görmek geziye ahenk katıyor. Sokaklar tango şovu satmaya çalışan satıcılarla dolu ve bu ücretler normaline göre yüksek. Caminito’nun arka sokakları birden ıssızlaşıyor ve buraları gezmek pek tavsiye edilmiyor.

San Telmo

San Telmo

 

San Telmo: Tangonun doğduğu bölge olarak anılan San Telmo’da pazar günleri bit pazarı oluyor. Yöresel ürünlerden takıya, mateden ev süslerine, kıyafetten enstrümana kadar aklınıza gelemeyecek çok fazla şeyin satıldığı bit pazarı ucu bucağı görülmeyecek kadar büyük. Caminito ve San Telmo gibi Buenos Aires’in en kalabalık ve turistik merkezi olan bu yerlerde gasp olayları çok fazla. Zaten ortam bu tedirginliği öyle bir hissettiriyor ki insan değerli eşyalarına sarılarak gezmek zorunda kalıyor.

 

 

San Telmo’da pazar akşamları Tango gösterileri de oluyor. Sokakta satılan basit gösteri etkinlikleri yerine burdaki bir bara girmek çok daha yerinde bir eylem. Ara sokaklardaki salaş bir barda harika bir gece yakaladık. Kısa bir tango dersi, dans şov ve müzik dolu bir gece ile Arjantin’de görülebilecek en keyifli tango gecesine tanık olduğumuzu düşünüyorum.

 

Et sevenler için Buenos Aires tam bir cennet. Steakhouse’lardan köşe başı restoranlarına, sokaklarda ve parklarda; her yerde et yapılıyor. Yemeklerden sonra mutlaka Mate içiliyor, tadı oldukça sert bu çay ağır yemekleri sindirmeye yarıyor. Et harici seçenekler ise çok kısıtlı, pizza ve empanada (bir çeşit börek) en lezzetli diğer seçenekler. Geleneksel içkileri Fernet, ülkeye özgü şaraplar ve Brezilya’dakinden farklı yapılan Cachaça ise gecelerin vazgeçilmez içkisi.

    

 

ŞEHİR HAKKINDA

Para birimi: Arjantin Pesosu (ARS),1 peso yaklaşık 0.30 liraya denk geliyor.

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için Arjantin’e turistik gezilerde vize gerekmiyor.

Saat farkı: Türkiye’den 5 saat geri

Subtropikal iklim hakim, Ocak ayı en sıcak ay.

Metro ve otobüs şehir içinde kullanışlı ama kart almak gerekiyor. Otobüs ve metro 6.50 – 7.00 pesso.

Buenos Aires’te en büyük sıkıntı para bozdurmak. Soygun olayları çok olduğu için her yerde bankamatik yok, bankalar 3’te kapanıyor. Şehir merkezlerinde bile Exchange ofisi bulmak zor. Exchange ofislerinden paranızı bozdururken pasaport ya da fotoğraflı bir kimliğinizi göstermek zorundasınız.